Kayıtlar

Kasım, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇİÇEK OLMASINLAR

20 Kasım 1959 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu "Çocuk Hakları Bildirgesi"ni kabul etti. Ama bu kabulden otuz yıl sonra 1989'da "Çocuk Haklarına Dair Sözleşme"yi kabul edebildi. Bizdeki durum mu? Türkiye, ancak Çocuk Hakları Sözleşmesini 1990 yılında imzaladı ve 27 Ocak 1995 yılında yürürlüğe girdi. Her yıl 20 Kasım "Çocuk Hakları Günü" olarak kutlanıyor ama hukuk belgeleri uygulanmıyor.(***) Bu sözleşmeye imza atan Devletler bireyleri 18 yaşına kadar çocuk kabul eder, her türlü cinsel istismardan, saldırıdan ve sömürüden korunma haklarını da üstlenmiş olur.(****) Tabii ki dünyaya gelen her bebek veya çocuk, farklı ebeveyn, ülke ve ekonomik koşullar içinde bu dünyaya gözlerini açıyor. Örneğin eğer Afrika'nın yoksul bir ülkesinde doğduysanız, birçok dezavantajla dünyaya geldiniz demektir. Bir kere, sağlıklı ve yeterli beslenemeyeceğiniz için bu dünyadaki yaşam süreniz çok ama çok kısa olacaktır. İstatistikle...

CAM TAVANLAR

Dün Edirne Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Yerelde Eşitlik Çalıştayı" ve "Toplumsal Eşitlik İçin Cam Tavanları Aşmanın Yolları" programına Edirne Çocuk Hakları Derneği'ni temsilen ve ayrıca üyesi olduğum Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden arkadaşlarımla birlikte katılım sağladık. Belediye Başkanları, yaklaşık yedi aydan beri kendi sorumluluk alanlarında gerçekleştirdikleri projeleri ve devam eden çalışmalarını bizlerle paylaşmaya çalıştılar. Seçim öncesi ve seçim sürecinde de kadın olarak yaşadıkları engellemelerle nasıl mücadele ettiklerini de bazı başkanlar toplantıya katılan misafirlerle paylaştılar. Siyasette de kadın olarak yer almanın güçlüğü, maalesef diğer sosyal alanlarda olduğu gibi keskin ve zor. Yani toplumsal hayatta cinsiyet eşitliğini sağlayabilmek için, o görünmez Cam Tavanlar'ın kırılarak aşılması gerektiğini öncelikle kadınlarımız içsellemelidir ki, çocuklarına da daha güvenli bir kent ve ülke bırakabilsinler. Dünya g...

HÜSEYİN

Dün Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün sonsuzluğa gidişinin 81. yılıydı. Atatürk'ün vatanımız için yaptıklarını yazmaya başlarsam binlerce sayfaya sığdıramayacağımın farkındayım. O nedenle farklı bir açıdan, maddi imkansızlıklara rağmen Türk Milletine sunduğu eşit insan olmanın ve eşit eğitim alabilmenin insanlarımız üzerinde yarattığı değişimi paylaşmak için gerçek bir insan hikayesiyle saygı ve rahmetle anmak istedim. Yıl 1936… Denizli’nin Acıpayam İlçesi’nde görevli bir grup öğretmen havanın güzelliğinden faydalanıp pikniğe gittiler. Şahane doğanın kucağında eğlenirlerken keçilerini otlatan küçük bir çobanla karşılaştılar. Yanlarına davet edip çay ikram ettiler, ismini sordular. Küçük çoban ürkek bir sesle yanıt verdi: "Hüseyin" Öğretmenlerden biri yanındaki gazeteyi uzatıp “Okuma yazma biliyor musun, bunu okuyabilir misin?” diye sordu. O tarihlerde okuma yazma bilenlerin sayısı o kadar azdı ki, okuma öğrenenlerin diplomaları bizz...

TARİHE YOLCULUK

Cuma gününden itibaren Edirne Karaağaç'ta üç gün devam eden Gastronomi festivali yaşandı. Hem Belediye hem de Valilik bu etkinliğe çok emek vermiş. Kadın kooperatiflerinin ürünleri ve özellikle İpsala Kadın Kooperatifinin ürettiği çikolatalar, tadımlık meşhur Deva-i misk, ayrıca deva-i misk'in sütle sunumu, reyhan şerbeti, farklı çay markalarının ürettikleri çay çeşitleri, belediye bandosunun müzik ziyafeti, sanatsal ve yöresel etkinlik gösterileri, Olgunlaşma Enstitüsünün çalısmaları, görülmeye değer içeriklerle halkın beğenisine sunulmuştu. Edirnemizin olmazsa olmazı "Edirne Ciğeri" de festivalde yerini almıştı. Bu noktada yakın bir geçmişte sonsuzluğa intikal eden, Edirnemizin gönüllü tanıtım ve kültür elçisi rahmetli ciğerci Bahri Dinar'ı da yad etmeden geçemeyeceğim. Eminim üç gün boyunca O, güzel ruhuyla bu festivalin Edirnemize yapacağı katkıya desteğini esirgememiştir. Bu festivalde Trakya Üniversitesi Tarih Bölümünün çalışmaları...