DIŞARLIKLI

Ülkemizde siyaset alanında çok yoğun ve hareketli günler yaşanıyor. CHP'ye butlan atandı, CHP'li Bediye Bqşkanları bir neden öne sürülerek görevden alınıyor. Görevden alınması da yetmediği gibi gözaltına alınıyor veya tutuklanıyor. Ayrıca CHP'ye butlan atanmasına tepki gösteren parti üyelerinin bir çoğu istifa edip "YENİ PARTİ'yi" kurdular. Yeni bir siyasi partinin kurulması da bu şartlar altında elbette çok olağandır. Bu kadar karmaşık olayların varlığı CHP'nin içinde fikir ayrılıklarını da ortaya çıkartması da normaldir. Nihayetinde "su akar yolunu bulur." Dün yerel bir haber sitesinde Edirne Milletvekili Sayın Baran Yazgan için yapılan yorumları hayretle okudum. Efendim, aslen zaten Edirneli değilmişte, niye milletvekili olmuşta. Ancak şimdi sıralayacağım çekincelerim sadece CHP ile ilgili değil. Bizim ülkemizdeki bir çok siyasi partide olma olasılığı oldukça yüksek. Birincisi, "demokrasi" dediğimiz sistemde öncelikle siyasi parti genel başkanlarının doğrudan karar vermemesi gereken bir çok olayda genellikle tek başına karar vermeleri. Yani en büyük otoritenin genel başkanlar olması. Bir genel başkanın neredeyse ülkemizin tamamında kendi partisinden milletvekili adaylarını ve belediye başkan adaylarını halka sormadan tek başına ya da parti liderine en yakın bir kaç kişi ile belirleme olasılığı oldukça fazladır. İkincisi, belirlenen adayların neredeyse tamamına yakınının maddi durumlarının çok çok iyi olması. Demokrasilerde parası çok olan mı yoksa partisi için çalışıp emek verenler mi aday gösterilmeli? Yani sadece zenginlerin mi yönetime aday olmaya hakkı var? Hiç mi orta halli ya da alt gelir grubundan insan yok? Şimdi birileri zenginlere düşman gözüyle baktığımı düşünmesin. Ancak var olan gerçekte bu! Buraya kadar sıraladığım iki konunun da yıllardır bir çok insanın farkında olduğu olaylar olduğuna inanıyorum. Edirne özelinde de "CHP Genel Başkanı Edirne'de kimi aday gösterirse nasılsa seçilme olasılığı yüksek" diye düşünüldüğünü için o kişi aday gösteriliyor. Yani öyle bir durum var ki seçimler öncesinde mensubu olunan siyasi parti genel başkanını eleştirmek bile yasak. Çünkü olay çok farklı boyutlarda düşünülebiliniyor. Bir de bu demokratik olmayan uygulama CHP ile sınırlı değil. Hemen hemen bir çok siyasi parti için aynı şeyi söyleyebiliriz. Hiç kimsenin seçim dönemlerinde aklına gelmeyen şeyler nasıl oluyor da şimdi hatırlanıyor? Şahsen ben seçim arefesinde milletvekili ya da belediye başkan adaylarının eleştirildiğini hatırlamıyorum. Hatta sosyal medyada yoğun bir destek aldığını da Edirne yerelinde söyleyebiliriz. Kaldı ki eleştirenler de sandıkta oy kullanma günü geldiğinde genel başkanlar kimi istiyorsa o kişilere oy verdiklerini düşünüyorum. Bu anlayışın demokratik olduğunu savunmak mümkün mü? Son günlerde yaşanan süreçte milletvekillerini ya da belediye başkanlarını eleştirmek "fikir özgürlüğü" ne girse de daha çok itaat yani biat kültürünün bir yansıması gibi görünüyor. Üçüncüsü, milletvekillerini ya da belediye başkanlarını etnik kimlikleri üzerinden eleştirmek hiç bir siyasi parti üyesine ve vatandaşa yakışmaz. Kaldı ki Edirne halkına hiç yakışmaz. İnsanları ve siyasetçileri etnik kimlikleri üzerinden eleştirmek kutuplaşmayı, ayrışmayı ve çatışmayı körükler. İki yıl önce Sayın milletvekiline oy verirken nereli olduğu aklınıza gelmedi de şimdi mi hatırladınız? Edirne'de doğmuş ve bu şehirde yaşamış bir kişinin etnik kimliği neden rahatsızlık yaratıyor? Böyle düşünüyorsanız neden "dışarlıklı" dediğiniz bir kişiye oy verdiniz? Günümüzde ABD'de bile siyahlarla beyazlar arasındaki ayrımcılık propagandası karşılığını bulamazken, biz Türk Halkı olarak bu tür bir ayrıştırmayı kendimize nasıl yakıştırırız diye sormak lazım. Burada ifade etmek isterim ki, benim Sayın Baran Yazgan ile herhangi bir tanışıklığım söz konusu değildir. Ancak haksızca ve acımasızca yapılan "dışarlıklı" eleştirisine tepkiliyim. Ben de "dışarlıklıyım" ve aynı zamanda Edirne sevdalısıyım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, coğrafyasında bulunan bütün insanları kucaklayarak kurulmuştur. Bilmeyenler, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Nutuk" kitabını mutlaka okumalıdır. Birleşenler güçlü olur, ayrışanlar ise yok olur...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EĞİTİMDE BU GÜN

BİR TUFAN OLURUM

BİR TAŞIMA MESELESİ